124 Plays

Düz adamlardı çirkin kadınları kötü şarkılar yapan. Düz adamların çirkin kadınları vardı. Güzel kadınlara yazılan iyi şarkılar gibi. 

Çirkin kadınları kadın yapan iyi şarkılardı. Düz adamları kötü şarkı gibi dinleyenler hep güzel kadınlardı.

Kötü şarkıların kaderiydi hep Çirkin kadınlar gibi kenara atılmak. Düz adamların  sevdiği kötü şarkılar, çirkin kadınlar kadar güzeller mi?

Çirkin kadınlar kadar güzel şarkılar var. Tıpkı düz adamların nefret ettiği güzel kadınlar gibi. 

Ama biz “entelektüel” adamlar, güzel kadınları severken hep iyi şarkıları dinledik. 

Oysa kötü şarkılardı güzel kadınları çirkin yapan. 

109 Plays

Yatağın sağında hemen, yanı başımda duruyor. Hiç bitmiyor. Hiç bitmedi. Sigara pakedini almak için salona geçiyorum. Döndüğümde yine bıraktığım yerde.

Yanına uzanıyorum. Ayakları başlıyor. Bir iki kıpırtı. Parmakları. Doğruluyorum. Duvarın pürüzleri batıyor kafama. Sigaramı yakıyorum. O’ndan bi’ haber bana bakıyor.

Karanlık. Perdeye uzanıp, aralıyorum. Bir iki kıpırtı daha. Etekliği. Şimdi daha uzun. Işık vuruyor. Eksik değil. Olması gerektiği gibi. Işıkta parlayan yerleri. Uzanıp öpüyorum. Bitmiyor işte, hiç bitmiyor.

93 Plays

Birkaç kağıt verdiler, okumadım hiç. Kenarlarına kısa samsun çizdim, 62’den tavşanlar falan. İşten eve koşmadım hiç elimde 2 kilo çipurayla. 

Erken kalkamadım. Olmadı. Kahvaltı hazırlayamadım senin gibi. En güzel ekmek hangi fırında bilmem ben. Bizimkiler’in Ali’si gibi anlatamam seni. Pazarlarını sevemedim dedim ya. 

Sabahattin Ali’yi okumadım hiç. İkinci Yeni’leri de anlayamadım senin gibi. 

Her gün Sıraselviler’den Çukurcuma’ya yürümedim güzel bir kadın için. Senin gibi sevemedim annemi. Özleyemedim. Koklamadım mektupları.

Akşamüstü rüzgarları eserken kadınıma gitme diyemedim. 70’lik ampülde parlayan dudakları. Bir kere daha öpemedim  O en güzel yerinde rüzgarın. Güzel sevmeyi öğrenemedim baba.

421 Plays

Selam orospuçocuğu

Şimdi sen bunu okumuyorsun ama ben yine de yazıyorum. Orospuçocukları diyerek başlamak isterdim fakat bütün orospuçocukları yalnızdır. 

Tutunamayanlar gibi değil. Tutunamayanlar da yalnızdır ama senin kadar değil orospuçocuğu. Biliyorum sen de bir zamanlar tutunamıyordun. 

Biliyorum tutunmak için orospuçocuğu oldun orospuçocuğu. Yerinde saymak sana göre değil.

Anlıyorum, güzel kadınlarla sevişmek istedin. Güç istedin. Para da lazımdı. 

Herkes sırada beklerken öne geçtin. Anlıyorum, beklemek sana göre değil. 

Orospuçocuğu dediğime bakma bir orospunun çocuğu olamayacak kadar orospucoçuğusun

Başkalarının kadınlarıyla sevişirsin. Anlıyorum, hiç sevilmedin. Seni seveni de sen hiç siklemedin.

Elini kimse tutmadı diye bu kadar orospuçocukluğu yapılır mı be orospuçocuğu.

Başkalarının mutsuzluğuyla mutlu olmak diye bir şey var. Bunu sen yazdın biliyorum. Kavgada yumruk atıp kaçan da sensin orospuçocuğu biliyorum.

İçten içe bir tutunamayansın hadi kabul et. 

O yüzden tutunamayanları sevmedin, sen kendini de hiç sevemedin.

Orospuçocukluğun lüzumu yok, hadi biliyorum. 

445 Plays


Merhaba anne ben oğlun ve birazdan öleceğim.

Çok kitap okuduğum zamanlardı. Yalnızdım. Hissizdim. Soğukkanlıydım ama üşümüyordum. Günlerden perşembe, gözlerden yeşildi. Kafamı çevirdim. O’nu gördüm. Işıklı tabelalar. Yanıma geldi. Konuştuk. Sonra tanıştık. Hep gülüyordu anne. Birden öptü. Askerler, uçaklar. Uzaktan duyulan sirenler. Otobanda tanklar göründü, çinli bir isyancı konvoyun önüne geçti. Bağrışmalar. Sirenler sustu, insanlar kayboldu. Gözlerimi açtım, dudaklarına baktım. “İşte kadının” dedi biri arkadan. Güzel bir orman geçti yanımdan. Her yer yeşil anne.

Aylardan Haziran, sözlerden ‘kadınım’. İnce, keskin çizgili dudakları vardı. Saçları beline kadar. Çatallı sesi, tepkilerime göre değişen yüz ifadesi, elleri.
Birden elinden tuttum. Bana taşın diye baktım. Güldü. Güneş doğdu, sabah şarkıları çalındı, tempo tutuldu, ocakta tüten çay, sıcak ekmek. Sevdim be anne.

Sonra gitti. Mevsimlerden sonbahar, tutunamayanlardan ben.
Küçük filler, büyük gri bulutlara dönüşür mü anne? Arkadan biri yanıyor dedi. Koştum. Geç kaldın diye bağırdı bir başkası. Yetişemedim. Kaygılı bakışlar, tatmin olmayan koca güruh. Sahnedekiler indi. Perde kapandı. Meydandaki kalabalık evlere dağıldı. Her yer gri, gri işte anne.

Şimdi; büyük arabalardan, güzel kadınlardan, galaksilerden, aniden yeşeren ormandan, ince uzun parmaklarından, gülünce beliren çukurlarından, saçma sapan sevmelerimden, uykusuz geçen gecelerden,  aç karna içilen kahvelerden, son kullanma tarihi geçmiş resimlerden, tekrar tekrar dönen şarkılardan, O’nun yeşilinden, O’nun gözlerinden çıktım geliyorum.

Sigaram bitsin, birazdan öleceğim anne.

513 Plays

Dur. Hemen sevme. 

Çok sevdiğin kitaplar var ya, onları seviyormuş gibi yapacağım.

Başlarda giydiklerin hoşuma gider. Kıskanç olduğumdan bahsetmem, susarım.

Sırası değil.

Gözlerin şimdi güzel geliyor. Çünkü başka birini hatırlatıyor bana.

İlerde belki söylerim.

Zorla açtırdığım şarkı, hatırladın mı? İçine işleyecek, izin verme.

Sarılıp uyuyacağız, yüzümüz birbirimize dönük. Ben aslında tek uyurum.

Küçük kağıtlara filler çizip, altına notlar yazacağım.

Onları okuma, ilerde ağlayabilirsin.

Seni seviyorum diyeceğim, hep derim. Aslında öyle değil.

Bol bol öpüşeceğiz. Gözlerini sakın kapama, bırak açık kalsın.

‘Yemek yapmayı biliyorum’la başlayan cümlelerim, ‘telefonum kapanabilir’e dönüşecek, hazırlık ol.

Mutlusun ya, o yüzden yanındayım. Ağlayınca orda olmayabilirim, galiba.

Arkadaşlarınla ne kadar iyi anlaşıyorum değil mi? Ayrılana kadar.

Ne kadar güzel olduğundan bahsedebilirim, inanma sakın.

Çünkü romantik sözleri anlarım ama konuşamam.

-Beni hiç bırakma

-Söz

Balık hafızası diye bir şey var bende, çabuk unutuyorum.

Günü gelince, çekip gideceğim.

Dur, hemen sevme. Bile bile diye bir şey var, sırası değil.

90 Plays

1996 galiba. 7 kişi saklambaça çıkmışız. En güzeli Merve.
Takığım ona o zamanlar. Hiç çıkmıyor aklımdan. İlk ben yumdum. Ebeyiz hesapta.
Saydım,
Bir iki üç dört neyse.
Herkes saklanmış, bir tek o gizlenmemiş.
Prenses gibi duruyor arkamda.
Uzun saçları var, böyle beline kadar.
O gün de bir güzel meltem esiyor ki. Uzun uzun baktı.
Gözleri yeşil.
Hiç unutmam.

1,541 Plays

Kendimi kötü hissettiğimde bana sarılman gerekebilir. Öyle çok değil iki dakika yeter.

Eğer ağlarsam o anda duymam gereken sözcükleri sıralamalısın. 

Bazen “Beni seviyor musun?” diye sorabilirim. Nerden çıktı bu şimdi deme. Biraz elimi tut kafi.

Çok kızıp bağırırsam, karşılık verme, içimdekileri kusup rahatlamam lazım. Peşi sıra “Neden susuyorsun?” diyebilirim, korkma seni seviyorum.

Düşecek gibi olduğumda, omzunu yakınımda tut. Tek omuzla yıllarca dayanabiliyorum.

Gülmeye ihtiyacım olduğunda beni güldür diyemem. Belki sen yine de denersin.

En güzel şarkıları benim için, sadece benim için dinle. Belki ben de severim.

Eğer günün birinde başka bir kadın için beni terkedersen lütfen benden güzel olsun. Lütfen.

Şimdi beni sevebilirsin.

529 Plays

Ayağa kalktın, ağzındaki sigaranın küllerini umursamadan kendi kendine konuştun. Yüzündeki tanıdık ifadeyle; “Beni hiç tanımamışsın” dedin. Suratıma kızgın bir bakış fırlattıktan sonra sadece gittin.

Evet sevgilim ben seni hiç tanımıyorum. Her uyandığında gözlerinin nasıl mahmur baktığını, saçını yapmadan dışarı çıkmadığını, sonra bir şeyler unutup eve geri döndüğünü bilmiyorum. Her geciktiğimde telaşla hamilelik testi almaya gittiğini, çekilmeyen kadınsı günlerimde beni neşelendirmek için girdiğin en şebek halleri hiç görmedim.

Seni başka kadınlara bakarken yakaladığımda yüzündeki -pişman ama sevgi dolu- şapşallığa da yabancıyım. Bir tabak mantı için 4 km yol yüreyebileceğinden haberim yok mesela. İskambil kağıtlarından evler yaptığını, sesin kötü olmasına rağmen bana şarkı yazdığını benden başka herkes biliyor değil mi? Kalabalıktan nefret ettiğini, orta okulda sol açık oynadığını, sinirlendiğinde peşi sıra sigara yaktığını da bilmiyorum.

Lisede birlikte olduğun kızları, benden önce yaşadığın acıları da anlatmadın. İlk aşkını, öptüştüğün ilk kızın -gülin- ismini bilmiyorum. Ağladığında hıçkırarak birbirimize -tek canlı gibi- sarılıp, uyuduğumuzu bilmediğim gibi. En sevdiğin yeşil tişörtünü hiç görmedim. Her gün Türk kahvesi içmeye birlikte gitmedik.

Öptüğün zaman kalbim patlayacak gibi olmuyor, en ufak dokunuşunla ruhumu özgür bırakmıyorsun sanki. Her seviştiğimizde yeniden doğmuyorum! Dudaklarının kıvrımlarını -kirpiklerin gibi- bilmiyorum doğru ya! Yüzüne oturan, insanı mutlu eden gülümsemene -yüzmilyonkez- şahit olmadım. Gözlerin her duyguda farklı renklere bürünmüyor. Uçurtma gibi beliren gamzelerin bana çocukluğumu hatırlatmıyor zaten. 

Küçükken hayran olduğun kitabı, art arda bıkmadan izlediğin filmi, yıldızlara dokunmak istediğinde açtığın şarkıyı ezbere bilmiyorum.   

Peki. Ben seni hiç tanımamışım.

394 Plays

“Ayrıldıktan sonra hiç ağlamadım. Yeni bir şehre gittim. Mis kokulu insanlarla tanıştım. Güzel gülenleriyle seviştim. Fotoğraflarını atmadım. Mektuplarını okumadığım gibi. Seni sevmediğim gibi. Ne var biliyor musun? Seni hiç sevmedim. Alışkanlık işte. Alışkındım sana. Aşık oldum ama seni kaybetme ihtimali burnumu sızlatmadı hiç. Bir de ÖZLEMEDİM seni. Umarım çok mutlusundur. Sadece merak işte. Kendine iyi bak.”

Senden ayrıldıktan hemen sonra yazdım bunları. Önce ağladım ama. Birkaç arkadaşım geldi. “Üzülme” dediler. Ben üzüldüm. Onlar ağlama dedikçe ben hıçkırdım. Ama sen gittin diye değil. Bir daha elinini tutamayacağım diye ağladım. Sonra, bir daha öpmeyeceksin diye. Ara ara sustum. Yorgundum. Sensizlikten ya da ağlamaktan değil sana yorgundun. Kırgın değil yorgun. Zaten hiç kızmadım sana. Kızamadım. “Seviyorum abi” lafı ilk defa bu kadar samimi geldi bana. İlk’leri senle değil senden sonra yaşadım sevgilim. Yalnızsızlık çekerken ansızın gidişinle yalnız buldum kendimi. 

Özlemedim dedim ya. Özledim işte. “Neyin var?” diyebilsen. Keşke. Keşke diyorum çünkü sen desen bile olmaz artık. Artık ne O sen, ne de O ben varım. Yokuz işte. Kaybolduk. Düşünüyorum da acaba hiç olmadın mı? Belki kafamda yarattığım biriydin. Bir tek böyle mantıklı geliyor. Ancak o zaman “Haksızlık bu” diyemiyorum.

Birine ihtiyaç duyuyorum. Her seferinde o “Biri” sen oluyorsun. Ve ben “Çık gel” diyemiyorum. “Çık gel” diyememek öldürüyor. Tekrar dirilmezsen, bir ölüm acıtmaz canını. Sonu var dersin ve kaderine boyun eğersin. Ama sonu yok. Amına koyduğum tek şey bu işte. Sonsuz bir ölüm. “Çık gel” desem ve sen yine gelemesen. Razıyım. Bazı insanlar kötü bir olay yaşadıklarında ”Allah’ım uyandır beni, bu kabus olmalı” diye iç çeker. Ben uyumak istiyorum. Rüya görmeden uyumak. Çünkü en kötüsü bu. Hep seni görmek. Al işte başka bir haksızlık daha. Her seferinde kötü bir gerçeğe uyanmak. Ağlayamadan geçen koca bir gün. Her tarafı sensizlik kokuyor. İstemeden içime çekiyorum. 

Koca bir hayat ölememek. 

Bazı şeyler var sevgilim. Sana söylemediğim. Senin bana söylemediklerin gibi.  Bol keseden hayaller kurardık hani. Tipik sevgili sendromları. Hepsini yaptım. Başka aşklarda, başka şehirlerde. Hepsi çok güzeldi. Ama hiçbirinde çilek reçeli tadı yoktu. Tokken yenilen güzel yemekler gibiydi. Açken sigara içmekti. 

Seni bütün aşklarıma anlattım. Kadınlarım kıskanmadı seni. Onlar beni, hissettiklerimi kıskandı. Seninle kurduğumuz hayalleri, onlarla yaparken bile hep eksik hissettiler.

Her biri eksikliğimi duyumsadı. Her biriyle seviştim. Ama hiçbiri senin gibi kokmadı.Çok güldük onlarla ama hiçbiriyle susamadık. Birazcık sussan bana. Biraz daha N’olur. 

Not: Çık gel!